Aladdin Kitapları ilk kez Abu Dhabi’de tanıtıldı


 

1,000’i aşkın katılımcı, 30 dilde yayımlanmış 500,000 kitap ve Uluslararası Çeviri Konferansı ile birlikte Arap dünyasının en prestijli ve profesyonel etkinliklerinden biri haline gelen Abu Dhabi Uluslararası Kitap Fuarı 26 Nisan günü kapılarını açtı ve bir hafta boyunca ziyaretçilerini ağırladı.

Bu yıl geleneksel Arap entarileri içinde sergiyi gezmeye gelenler, Arap dünyasında uzun süredir tabu sayılan bir konuda – yani Holokost, Soykırım hakkında – Arapça yazılmış kitapları görünce oldukça şaşırdılar.

BIEF’in (Uluslararası Fransız Yayıncılar Dairesi) standında belirgin biçimde sergilenen Aladdin Projesi’ne ait dokuz Arapça kitap, hayatlarında ilk kez anadillerinde yazılmış Holokost kitaplarıyla karşılaşan ziyaretçilerin dikkatini çekmeyi başardı.

Anne Frank’ın Günlüğü (Bir Genç Kızın Anıları) ve Primo Levi’nin Bunlar da mı İnsan adlı kitaplarının yanı sıra fuarda sergilenen diğer kitaplar da şunlardı: Chil Rajchman’dan Treblinka’nın Son Yahudi’si, Shlomo Venezia’dan Sonderkommando, İsviçreli tarihçi Philippe Burrin’den Hitler ve Yahudiler, Fransız yazar Anne Grynberg’den Şoa, İnanılmaz Kayıtsızlık, Fransız film yapımcısı ve yazar Claude Lanzmann’dan Şoa-Soykırım,  İngiliz tarihçi Donald Bloxham’dan Nihai Çözüm: Bir Soykırım ve Raul Hilberg’in özenli belgelerine dayanarak Avrupa’da yaşayan Yahudilerin Nazi soykırımına kurban edilişlerini anlatan, Avrupalı Yahudilerin Yok Edilişi.

Beyaz uzun entarileri içindeki erkekler ile siyah çarşaflı genç kadınlar kitapların sayfalarını karıştırıp, Aladdin Projesi yetkilileriyle sohbet ederken, Aladdin’in yayın ortağı Faslı yayıncı Abdelkader Retnani, ziyaretçilerin kitap siparişlerini almakla ve farklı ülkelerden gelen yayınevleri ile olası işbirliği anlaşmaları yapmakla meşguldü.

Üç kızı ile birlikte fuarı ziyaret eden Birleşik Arap Emirliklerinden, orta yaşlı işadamı Abdulbari Ash-Shaikh, standı gezerken Anne Frank’ın Günlüğü’nü okumaya başladı ve ailesi ve arkadaşları için iki adet satın almak istediğini söyledi. “Adını daha önce hiç duymamıştım, ancak bu küçük kızın basit sözleri onun ne kadar saf ve masum olduğunu gösteriyor. Ve 15 yaşında, sırf dininden ötürü öldürülmüş olduğunu öğrenmek yüreğimi yaraladı,” diye belirtti, kitabın kapağındaki Anne Frank’ın fotoğrafını işaret ederek.

Geleneksel siyah çarşaflarına bürünmüş üç arkadaşı ile birlikte Fransız standını ziyaret eden genç öğrenci Suad Al-Fahad, Sonderkommando kitabından birkaç sayfa okuduktan sonra, bu satırların ona televizyonda izlediği Suriye vahşetini anımsattığını söyledi. “Nasıl olur da insanlar birbirlerine bu kadar kötülük edebilirler?” dedi. Ona kitabı satın almak isteyip istemediği sorulduğunda ise, “Yahudiler ile ilgili bir kitabı evime sokamam. Anne babamın buna nasıl bir tepki göstereceklerini bilmiyorum. Burada, televizyonda izlediğimiz İsrailliler dışında pek Yahudi görmeyiz ve haklarında da konuşmayız,” diye cevap verdi.

Büyük bir göçmen nüfusuna sahip bir ülkede, ziyaretçilerin çoğu Arap dünyasının farklı bölgelerinden gelmişti. Son 10 yıldır Birleşik Arap Emirliklerinde yaşayan Cezayirli sosyoloji öğretmeni Kamel Al-Gharbi şimdiye dek Holokost hakkında Arapça yazılmış hiçbir kitap görmediğini, öte yandan Arapların konudan haberdar olmaları açısından bunun çok önemli olduğunu söyledi. “Çok uzun bir süre, kültürümüzde ‘boykot’ ve ‘yasak’ sözcükleri hâkimdi. Bu sözcüklerden cehalet dışında ne öğrenebildik acaba? Gerçek Arap baharı tüm düşünceleri, tüm bilgileri ve tüm kitapları halkımıza açıkça sunabildiğimiz zaman gerçekleşecek; ancak bu şekilde kendi kararlarını ve görüşlerini oluşturabilecekler.”

Emirlik gazetelerinden birinde fotoğrafçı olarak çalışan, Suriye asıllı bir Hıristiyan olan Samir Haddad, Anne Frank’ın Günlüğü’nün Arapçasını okuyan oğlunun bir resmini çekti. “Belki de insanlar böyle kitapları okusalardı, bugün yaşadığımız katliamlar olmayacaktı,” dedi kederle.

Samir Haddad’ın görüşlerini paylaşmayan biri varsa, o da Ürdün doğumlu bir Filistinli olan ve Emirliklerde petrol sektöründe çalışan Azzam’dı. “Peki ya Filistinlilerin çektikleri? Yaşayanlar ölümle boğuşurlarken, ölüler hakkında konuşmak niye?” diye Arapça sordu Aladdin Projesi temsilcine.

Holokost hakkında yazılmış kitaplar hakkında olumsuz görüşünü ortaya koyan tek ziyaretçi Azzam değildi, ancak bu tür tepkiler sergi boyunca azınlıkta kaldı. Standı ziyaret edenlerin ve kitaplara göz atanların büyük çoğunluğu eserlere merakla yaklaştılar ve tamamen yabancısı oldukları olaylarla ilgili en temel soruları sordular. Kimileri böyle bir girişime önayak olanları kutladı ve bunun gerekli olduğunu söyledi.