Referandum sonuçları neyin göstergesi

English » Bir Vicdan Çağrısı » Fikirler » Referandum sonuçları neyin göstergesi


"Minare" konusu, oy kullanma hakkına sahip olanların yüzde 53,4'ünü harekete geçird. Bu oran, geçen şubat ayında serbest dolaşım hakkının oylandığı referanduma katılım oranından daha fazlaydı; yüzde 57,5 gibi net bir çoğunluk yeni minarelerin inşa edilmesinin yasaklanmasına evet oyu verdi. Waadt, Neuenburg, Cenevre ve Basel-şehir kantonları istisna oluşturuyor; Zürih kantonunda evet ve hayır oyları arasında kılpayı bir fark vardı, ancak bu durum genel görüntünün netliğinde bir değişiklik yaratmıyor.

Yeni tarz bir tartışma

Önce biraz sevindirici bir haber: Referandum, ciddi olaylar yaşanmadan tamamlandı. İsviçre için başka zamanlarda zaten normal olan bu durum, bu defa öyle değildi. Tek tek fanatikler ya da yabancı müdahaleler, tansiyonu kolaylıkla yükseltebilirdi. Referandumu isteyenlerin provokasyonları, Müslümanların temsilcilerini diyalog konseptinden uzaklaştıramadı.

İki İslami çatı örgütünün sonucu olgunlukla karşılamaları da, İsviçre demokrasisinin geleneklerine ne kadar aşina olduklarını gösteriyor. Refarundum öncesi konunun geniş çaplı tartışılması da sevindiriciydi. Karar her zaman nesnel olmayabilir, ama siyasal bağlılığın somut çıkarlar alanıyla sınırlı olmadığını gösterdi. Yerleşik siyasal örgütler bu olguyu gözden kaçırmışlardı.

Partilerin çoğu ve mali kaynakları güçlü örgütler nispeten az varlık gösterdiler. Asıl soru, yaygın bir karşı kampanyanın nasıl bir sonuca yol açabilecek olduğundan çok, şimdi biraz rahatlamış olan huzursuzluğun, uzunca bir süre siyasal dikkatleri üzerine yeterince çekip çekmediği sorusudur.
Yabancılaşma endişelerini iktisadi argümanlarla, -yabancı emek gücüne ihtiyacımız var- bastırmaya ya da "iltica hakkının kötüye kullanılışı" başlığına kanalize etmeye çok alışılmıştı.

AİHM'e başvurulabilir

Referandumun sonuçlarına göre, mevcut minareler sonuçtan etkilenmeyecek, çok sayıda yeni minarenin yapılması da beklenmiyordu. Langenthal'daki, ona yönelik bir itiraz davasının henüz sonuçlanmadığı projenin sahipleri yine de Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmayı düşünüyorlar.

Hukukçulara göre proje sahiplerinin başarılı olma şansı çok yüksek. Böyle bir durumda "Hükümranın dikkate alınmaması"na yönelik bir protesto söz konusu olamayacak. İtiraz girişiminden sonra bir başka referandum yapılamazsa, bundan yüksek mahkemeyle çatışmaya girmeyi göze alan inisiyatif sahipleri sorumlu olacak.

Halkın isteklerinin geçerliliğine ilişkin yeni kıstaslar koyma tartışması şimdi yeniden başlayabilir. Halkın ve kantonların köklü bir değişikliğe hazır olmaları gerekiyor. Minaresiz camiler ise bu yasaktan etkilenmeyecek. Halkın kararını da bu bakımdan tam olarak anlamak gerekir. Dolayısıyla, inşaat dilekçelerinin geçerli kurallara göre, ayrımcılık yapmadan değerlendirilmesi gerekiyor.

Uyum, ama hangi uyum?

Referandumun dolaylı ama atmosfere ilişkin sonuçları daha önemlidir. İsviçre, ülke dışındaki itibarını dikkate almasını gerektirmeyen bir konumda bulunmuyor. Minare yasağı herhangi bir yerde salt bir tuhaflık olarak algılanabilir ve hatta alkış da alabilir. İsviçre'nin özgürlükçü, çoğulcu bir ülke alarak yaptığı ün ve insan hakları politikasının inandırıcılığı ise bu karardan zarar görecektir.

Toplumda Müslümanlar için hava daha da soğudu. Ancak gereksiz yeni uçurumlar açmama, her iki taraftaki diyalog ve uyum çabalarını sürdürmeye yönelik bazı siyasal iradelerin var olduğu görülüyor. Bu arada halkın verdiği karardan somut sonuçlar çıkartmak da çok kolay değil.

Devletin hukuk düzeninin sorgulanamayacağı, zorla yapılan evliliklerle mücadele ve aşırıcılara karşı önlem alma, daha önceden zaten tartışmasız belliydi.

Müslüman örgütlere kamu hukukunda bir statü verme ve bunun karşılığında koşullar dayatma çabaları, bu grupların sayısının çokluğu yüzünden zorluklarla karşılaşabilirdi ve tam da düşman imgelerini canlı tutmak isteyen çevrelerin bu çabalara karşı çıkacağı, deneyimlerle biliniyordu. Bu durum, imamları ağırlıklı olarak İsviçre'de (ya da komşu ülkelerde) eğitme niyeti için de geçerli olabilirdi. Yine de bu, izlenmeye devam edilmesi gereken akılcı bir yoldur.

Referandum sırasında, Müslümanlar dışında, farklı konular ve görüşler de geldiği için, çok sayıda yorum yapmak ve çıkarımda bulunmak olanaklıdır. Bununla göç mü kastedilmişti? Zihnsel yönsüzlük mü? Yoksa küresel ekonominin vahşi gidişatı mı? Bunlar şimdilik sadece birer tahmin.
Referandum sonucunun nedenlerini araştırmak ve hemen mekanik bir biçimde "ciddiye" aldıkları "korkular"dan söz etmemek, hükümetin ve partilerin yararınadır.

Ayrıca, toplumun ileri derecede plüralist olduğu kentsel bölgelerin, bu referanduma pek ilgi göstermedikleri de düşündürücüdür. Noelin ilk pazar gününde, bir dinsel azınlığa karşı, bir "işaret" verilmiştir. Siyasal İsviçre uzun vadede böyle paratonerlere güvenemez.

Christoph Wehrli

© Neue Züricher Zeitung- Qantara.de 2009

Almancadan çeviren Mustafa Tüzel