Çalkantılı zamanlarda yaşıyoruz. Küreselleşmenin hızlı adımları halkları, toplumları ve kültürleri birbirine yakınlaştırıyor. Bilgi alışverişi ışık hızında. Para, mal ve insanlar görülmemiş bir hareketlilik içinde. Değerler ve fikirler coğrafi ayırımları kolaylıkla aşıyor. Medeniyetler eşi görülmemiş bir şekilde birbirlerine yakınlaşıyor.
Maalesef yakınlık her zaman anlaşmaya veya aynı değerleri paylaşmaya yol açmıyor. Bu durum özellikle Müslümanlarla Yahudiler arasında ilişkilerde çok belirgin.
Müslümanların ve Yahudilerin hisleri ve düşünceleri kutsal tarihleri, acı dolu bir geçmiş, birbirlerine karşı batıl inançlarla o kadar dolu ki, geçmişte veya günümüzde birbirlerinin çektiği acıyı bir türlü anlayamıyorlar.
Müslümanlar ve Arapların Yahudi tarihi anlayışı, Yahudilerin İslam ve Arap tarihine bakışı gibi kötülükler ve söylencelerle dolu. Karşımızdakilerin de acı çektiğini kabul etmezsek nasıl birbirimizi anlayabiliriz? Şimdiye kadar hep kendi acılarımızı geçerli kılarak başkalarınınkini reddettik. Ancak başkalarının acılarını kabul ederek tam anlamıyla insanlığa erişilebilir.
Bu iki toplumda süregelen kötü niyeti ve söylenceleri düzeltmenin sorumluluğu her iki tarafın da aydın kişilerine aittir. Ancak bizi ayıran bunca ihtilaflı meseleler arasında bir konu var ki, bunu politik, ideolojik ve dinsel kavgalardan ayrı tutmamız gerekir: Bu konu milyonlarca Avrupalı Yahudi’nin Nazi Almanyası tarafından yok edilmesi, yani Holokost konusudur.
Biz Müslümanlar, Nazilerin altı milyon kadar Yahudi’yi katlettikleri soykırımın altmıştan fazla yıl geçtikten sonra, Holokost inkârının İslam dünyasında güçlü bir şekilde yükselmesinden çok rahatsızız.
Biz Müslümanlar, insanlığa acı çektiren hakikatlerin varlığını inkâr etmenin gereksiz gücendirmelere ve derin yaralara yol açtığını kendi deneyimlerimizden biliyoruz. Ayrıca her toplum ölülerini şereflendirir; bunun bir parçası olarak da ölüm koşullarına saygı duyar. Bu koşulları politik nedenlerle yeniden kaleme almanın saldırganca ve son derece kırıcı bir tutum olduğu malumdur.
Dinsel açıdan Kur’an Müslümanlara “İyilikle birleş ve fesadı men et” der ki, Avrupalı Yahudilerin Soykırım’ı kötülükten başka bir şey değildi.
Holokost’un bugünkü Arap ve İslam dünyasında halen bir tarihsel kör nokta olarak kalmış olmasından ve bunun sonucunda kamuoyunu politik çıkarları için yönlendiren kişilerin elinde güçlü bir silah olarak kullanılmaya devam etmesinden üzgünüz.
Holokost’un neden olduğu büyük insanlık acısını inkâr etmek hiç bir yasal davaya yardımcı olamaz; Holokost inkârını Ortadoğu çatışmasında bir politik araç olarak kullanma teşebbüsü de aksine bu yöredeki güvensizlik ve düşmanlığı körükler.
İslam adına antisemit ırkçılığı yayan insanları kınamak Müslüman aydınlarının ahlaki görevidir çünkü bu kişiler İslam dinini temsil etmez. İslam, Yahudiliği (ve Hıristiyanlığı) Tanrı katından inme bir din olarak kabul eder; ayrıca Müslümanlar Yahudileri (ve Hıristiyanları) kendileri gibi, İbrahim’in tek Tanrı inancında olan “Kutsal Kitabın İnsanları” olarak görürler.
Ortadoğu’da ve Kuzey Afrika’da Yahudiler ve Müslümanlar yüzyıllarca yan yana yaşadılar ve İslam dünyasında Yahudilere yönelik olağan ve düzenli bir şekilde ayrımcılık yapıldıysa da, yaşamlarına yönelik saldırılar çok seyrek olmuştur. Hıristiyan Avrupa’nın tersine, Müslüman diyarlardaki Yahudiler devamlı olarak dinlerini inkar etmeye zorlanmamışlardır. Eski İslam edebiyatında Shakespeare’in ‘Venedik Taciri’ndeki Shylock veya Charles Dickens’in ‘Oliver Twist’indeki Fagin gibi “Yahudi canavarlar” bulunmamaktadır. Aslında İslam dünyasında ilk anti-Semit klişeler on dokuzuncu yüzyılda Arap dünyasını ele geçiren Avrupa sömürgeleriyle başladı.
Ayırımın iki tarafında da kamuoyunu bu ve daha birçok konuda bilgilendirmemiz gerekiyor. İslam dünyasında uç fikirli kişilerin Holokost inkârını yayma uğraşılarına rağmen, milyonlarca Müslüman’ın bu konuda sabitleşmiş bir fikri olmadığından tarihin gerçeklerini öğrenmeye açıktır. İslam dünyasında ve özellikle genç nesilde Holokost eğitimi adalet için savaş verebilecek ve şiddet yerine iletişimi tercih edecek insanlar yetiştirmeye yardımcı olacaktır.
Farklı ülkelerden Müslüman, Yahudi ve Hıristiyan tarihçiler, akademisyenler ve aydınlardan oluşan bizler, Müslüman ülkelerde konuşulan dillerde, Holokost ile ilgili doğru bilgileri yayınlamak ve kültürler arası ve dinler arası bir diyalogu ve uzlaşmayı teşvik etmek için bir araya geldik.
Girişimimiz hükümetlerden bağımsız ve hiç bir politik bağımız yoktur. Uygar toplumlardaki sağduyu ve adaletten güç almaktayız ve yolumuza çıkacak engelleri bu güçle aşabileceğimizden eminiz.
Biz, eşi benzeri olmayan bir insanlık faciası olan Holokost’un bütün politik, etnik ve kültürel ayırımları aştığını savunuyoruz. Dünya yüzündeki tüm vicdan sahibi erkek ve kadınları da bize bu atılımda destek vermeye davet ediyoruz.




