Nazi Rejimi

English » Holokost Tarihi » Nazi Rejimi


 

Nazilerin yükselişi

ünya Savaşı'ndan sonra Almanya'nın 1920'li yıllarda bir kargaşa dönemi içinde kalmış olması, aşırı ideolojilerin ve ateşli politik liderlerin yükselmesi için ideal bir ortam oluşturdu. Adolf Hitler savaş borçları altında ezilen, hiperenflasyon, politik karışıklık ve muhtemel bir komünist işgali tehditleriyle karşı karşıya olan Almanlara "günah keçileri" ve problemlerine çözümler vaat etti.

Almanların bütün sorunlarına basit bir açıklama getirilmişti: Yahudiler ve demokrasi. Almanya'nın I. Dünya Savaşı'ndaki yenilgisinden ve utanç verici barış antlaşmasından "Uluslararası Yahudilik" sorumluydu. 1930'ların başlarındaki ekonomik çöküntünün sorumlusu demokrasi, yani Weimar Cumhuriyeti'nin seçimle başa geçmiş görevlileriydi. Naziler orta sınıfın "politik paranoya"sıyla kurnazca oynadılar. 

Nazi Partisinin meteor hızıyla güçlenişini takiben, 30 Ocak 1933'te Hitler Almanya'nın başbakanı oldu. Bu gelişme karşısında diğer politik partiler, paramiliter faşist bir partinin lideri olan Hitler'in hükümetin başına gelmiş olmasından memnun değildiler. Buna karşılık Almanya'nın bazı güçlü ve etkin ileri gelenleri Hitler'in sorumluluk sahibi bir başbakan olduğu takdirde komünistlere karşı kuvvetli bir koz olabileceğini ve  kontrol altında tutulabileceği görüşündeydiler.


N

 

azilerin yükselişi I. Dünya Savaşı'ndan sonra Almanya'yı yöneten yarı-demokratik Weimar Cumhuriyeti'nin sonu oldu. Hitler derhal Nazi devletinin temellerini atmaya başladı. Naziler, ırkçı ve otoriter ilkelerin rehberliğinde bireysel özgürlükleri feshettiler ve bir Halk Toplumu (Volksgemeinschaft) kurduklarını ilan ettiler. Teorik olarak bu, sınıf ve din farkları gözetmeyen bir toplum olacaktı.

Hitler 1933 Şubat ayında parlamento binasında (Reichstag) çıkan şüpheli bir yangını bahane ederek demokratik Weimar Anayasası tarafından garantilenmiş olan temel vatandaşlık haklarını askıya aldı. Üçüncü Reich, Almanları temel haklarından yoksun bırakan bir polis devleti haline gelirken, Nazi devletinin seçkin korumaları olan SS'lerin polisler üstündeki yetkisi de gittikçe çoğaldı.  Politik muhalifler de Yahudiler gibi tehditlere, suçlanmalara zulüm ve ayırımcı yasalara maruz kaldılar.

Başbakanlığının ilk iki yılında Hitler ortak eşgüdüm politikası (Gleichschaltung) uygulayıp siyasi partileri, devlet yöneticilerini ve kültürel ve profesyonel kuruluşları Nazi hedeflerine uygun bir ortama getirdi. Kültür, ekonomi, eğitim ve hukuk Nazi kontrolü altına girdi.

Alman yetkilileri Nisan 1933'te Sosyal Hizmet Kanunu'nu kullanarak Yahudileri, hükümet kuruluşlarından ve devletin ekonomik, hukuki ve kültürel hayatla ilgili görevlerinden çıkarmaya başladılar. Nazi hükümeti ticari sendikaları kapattırdı.

23 Mart 1933'te Yetki Yasası'nın yürürlüğe girmesiyle Alman parlamentosu yasama hakkını Hitler'in hükümetine geçirerek, var olma nedenini ortadan kaldırmış oldu. Temmuz ayının ortasında Nazi partisi artık, Almanya'nın tek politik partisiydi. Diğer partiler ya hükümet tarafından yasaklanmıştı ya da baskı altında kendi kendilerini kapatmaya karar vermişlerdi.

Artık yasa yapmada ve Alman dış politikasında son söz Hitler'indi. Nazi dış politikası, Almanya'nın biyolojik kaderinin ordu kuvvetiyle doğuya açılması ve ırkça üstün bir Alman halkının doğu Avrupa ve Sovyetler Birliği'nde büyük bir alanı kapsayan kalıcı bir hükümranlık kurması olduğuna inanan ırkçı bir inançla yönlendiriliyordu. Üçüncü Reich'in saldırgan nüfus politikası, "ırkça katıksız" olan kadınları mümkün olduğu kadar çok "Ari" çocuk yapmaya teşvik ediyordu. 

 

Bu çerçeve içinde Yahudiler ve Çingeneler gibi "düşük ırktan" olan toplumlar bu bölgeden silinecekti.


 

Naziler ve anti-Semitizm

H

itler ve Nazilerin Almanya'yı kontrol altına almasının başlangıcı olan 5 Mart 1933 parlamento seçimlerinden hemen sonra Nazi kuruluşları  öfkelerini Yahudilere kusmaya başladılar. Yahudiler taciz edildi, hatta bazıları öldürüldü, Yahudi iş yerlerine tehditler geldi veya yerle bir edildiler.

İlk anti-Semit hareket Nisan 1933'te Yahudilerin dükkânlarının boykot edilmesiydi. Bunu bir dizi anti-Semit yasalar ve kararlar izledi. 1933'le 1945 yılları arasında 2.000'den fazla ırkçı yasa ve karar çıkarıldı.

 

 

 


N

 

aziler Yahudileri sadece bir dini topluluk olarak görmeyip, Ari ırkı ezip,  iktidarı ele geçirmeye çalışan ‘Semitik ırk'tan bir toplum olarak görüyorlardı. Yahudilerin politik ve ekonomik sahalarda kilit noktalara yakın görevlerde olmaları bu komplo teorilerini mükemmel bir şekilde destekliyordu.  Yahudileri komünizm, kapitalizm, liberalizm, sosyalizm ve devrimle işbirliğinden ve bunlardan sorumlu olmaktan dolayı suçlamak oldukça kolay oldu.

 

1935'de çıkan Nuremberg Yasaları bir dönüm noktası oldu. Bu, Yahudileri Alman Volksgemeinschaft (Halk Toplumu) 'dan tamamen ayıran ırk yasaları derlemesiydi. 

Anti-Semitizmin en belirgin göstergesi 1938'deki Kırık Camlar Gecesi sırasında yapılan vahşette ortaya cıktı. On binlerce Yahudi toplama kamplarına kapatılırken Yahudi iş yerleri, mülkleri ve Sinagoglar yok edildi. Üstelik Yahudiler, yönetimin yaptığı vahşetin hesabını ödemekle cezalandırıldılar: ‘Alman halkına düşmanca davranma' suçundan 1 milyar Reichmark para cezası.

 


N

azi rejimi okullarda çocuklara, Yahudilere karşı hareket etmenin gerekliliğini göstermeye büyük bir önem verdi. Anti-Semitik edebiyat kullanarak öğrencilere, Yahudilerin dünya egemenliğine susamışlığı, Yahudilerin düşük ve cani bir ırk olduğu ve Yahudilerin Alman milleti için ciddi bir tehlike yarattığı fikirleri aşılandı. ‘Yahudi Sorunu'nu öğretmek için kullanılan 1937 tarihli resmi bir kılavuza göre öğretim kuruluşları, her öğrencinin "...yaşam boyu Yahudilere düşman olması ve çocuklarını da Yahudi düşmanı olarak yetiştirmeleri"ni temin etmeliydi.  

Gittikçe yükselen bir düşmanlık karşısında kalan Yahudiler büyük sayılarla Almanya'dan göç etmeye başladılar. 500.000 Alman Yahudi'sinin yaklaşık 300.000'i 1933 - 1941 yılları arasında ülkeyi terk etti. 1941'de bu göç durduruldu. 


 

Nazi ideolojisi

N

azi ideolojisinin tanıtılması için en tutarlı çaba Hitler'in otobiyografisi olan Mein Kampf (Kavgam) adlı kitabında bulunur. Hitler bu kitabı 1923-1924 yılları arasında, başarısızlıkla sonuçlanan Münih Birahane Ayaklanması'na iştirak etmek suçundan tutuklandığı hapishanede yazdı. Hitler'in kitabında sunduğu değişmez kişisel ‘dünya görüşü' (Weltanschauung) Nazilerin iktidara gelişinden sonra yeni hükümetin politik-ideolojik temeli oldu.  

  

 

H

itlerin Weltanschauung'u bütünüyle bir önyargılar sistemi olup, şu fikirleri içeriyordu:  

 

  • Dünya tarihinin, Ari ırkını ‘medeniyet yaratan', Yahudi ırkını da ‘medeniyet yıkan' olarak sunan, ırkçı bir yorumu.
  • Yaşama sosyal-Darwinist bir bakış: Kuvvetliler yaşar, zayıflar yok olur. Bu bütün tabiat gibi insanlar için de geçerlidir.
  • Askeri olan herşeyi sevmek: İnsanların gerçek yetenekleri ancak savaş sırasında ortaya çıkar.
  • Almanya'nın dünya çapında bir güç olabileceğine ve olması gerektiğine inanmak.

Bu görüşlerin temeli Hitler'in, Arilerın biyolojik olarak ve medeniyet açısından üstün bir ırk olduğu konusundaki sarsılmaz inancıydı. Bu nedenle ırkların karışmamaları Hitler'in ideolojisinin çok önemli bir parçasıydı. Hitler Alman milletinin gelecek yıllardaki büyüklüğü için ‘safkan'lığı gereklilik olarak gördü.

 

 

Irkçılık, (anti-Semitizm'le birlikte) Nazi ideolojisinde tanımlayıcı bir rol oynadı.  19'uncu yüzyılın ikinci yarısında Nazizm'in birçok aydın kolu oluştu. Batı Avrupalı ülkelerin Afrika ve Asya'daki sömürgelerinde, yerel halkın karşı karşıya kalmış oldukları durumlarını kabullenmeleri, bu insanların değersiz olduklarının kanıtı olarak yorumlandı. Yarı-bilimsel sosyal Darwinizm adı altında gizlenen ırkçılık, bilimsel tezlere, kitaplara ve araştırma çalışmalarına yol açan genişçe kabullenmiş bir düşünce kümesi haline geldi. Bu araştırmalar çoğu zaman, belirli bir ırkın üstünlüğünü veya değersizliğini göstermeyi amaçlıyordu.

Bu hiyerarşik ırklar teorisine inanan, içlerinde Almanya'nın da bulunduğu birçok Avrupalı millet, kendi ırklarının diğerlerinden üstün olduğu inancındaydı. Buna göre milletin tüm bireylerinin, aynı ülke sınırları içinde yaşaması gerekiyordu. Nazilerin başka ülkelerin vatandaşı olan bütün etnik Almanları (Volksdeutsche) Üçüncü Reich topraklarına geri getirme planları buradan kaynaklanıyordu. 

 

Irkçı fikirler ayrıca istenmeyen kişilerin Alman ırkı dışında tutulmalarının da temelindeydi. Nazilerin Yahudileri, Çingeneleri, engelli ve diğer kişileri Alman Volksgemeinschaft (Halk Toplumu) 'dan çıkarma isteği bu düşüncenin bir sonucuydu. Bu ‘ırksal arıtma' politikası 1933'ten sonra düzenli olarak büyük bir zalimlikle yürütüldü. 

 


 

 

Tarihlerle Nazi anti-Semit ırkçılık politikası

 

1920'ler: Yahudilere sözlü ve yazılı saldırılar.

1933: Yahudilerin dükkânlarına boykot.

1933-1934: Yahudiler resmi devlet görevlisi, üniversite öğretim üyesi, gazeteci ve sanatçı olarak çalışamıyor.

1930'lar: Yahudilere ve mülklerine fiziksel saldırılar, ayrıca tastik edilmeyen  - ancak cezasız kalan cinayetler.

1935: Nuremberg Yasaları; Yahudileri yasal ve idari yollardan tecrit edip fakirleştirmek için yürürlüğe getirilen ırkçı yasalar.

1935-1939: Yahudilerin mülklerine el koyulur, Yahudilerin Almanya'dan (ve 1938'de Avusturya'dan da) göç etmeleri "rica edilir".

1939: 14 ile 60 yaş arasındaki Yahudi erkeklere mecburi işçilik getirilir. Yahudiler iş ve açlık yüzünden ölmeye başlarlar.

1939-1940: Polonya'da Polonyalı Yahudiler için gettolar kurulmaya başlanır - daha sonra Alman ve diğer Avrupalı Yahudiler için de. Birçoğu hastalık, açlık ve rastgele yapılan infazlar sonucu ölür.

1941, 15 Eylül: Alman Yahudileri sarı yıldız takmaya mecbur edilirler. Ekim: Alman Yahudilerinin Almanya'dan göç etmesi yasaklanır.

1941: İlk örgütlü toplu cinayetler (silah ateşiyle) dört Einsatzgruppen tarafından yerine getirilir. İlk gazlamalar (gazlama kamyonları kullanılarak), ilk ölüm kampı Chelmno'da gerçekleştirilir. Gaz odaları ve fırınlar inşa edilir.

1942: Ölüm kampları kurulur ve Yahudiler oralara gönderilir.

1944-1945: Ölüm yürüyüşleri - Müttefiklerin işgalinden korkan Naziler, toplama kamplarında kalan Yahudileri daha ‘emniyetli' kamplara yürümeye zorlarlar. Bu zorunlu yürüyüşler sırasında birçok kişi can verir.

 


 

 

Nuremberg Yasaları

N

‘uremberg Yasaları', Nazi Partisinin Eylül 1935'te Nuremberg'teki yıllık toplantısında derlenen iki temel anti-Semit yasadır. Bu yasalar ve onları izleyen birtakım yönetmelikler Yahudileri genel toplumdan dışlamanın ve "Yahudi"-liğin ırkçı tarifinin yasal temellerini oluşturdu.

Bu iki yasa, "Reich Vatandaşlık Yasası" ve "Alman Soyunu ve Şerefini Koruma Yasası" Alman Reich hükümetinde Yahudilerin hayatının iki önemli kısmını denetliyordu:

1."Reich Vatandaşlık Yasası" Ari olmayanları (en başta Yahudileri) medeni hakların tümüne sahip olmayan ikinci sınıf vatandaş statüsüne soktu. Bu yasa Eylül 1935'te yürürlüğe girdikten sonra sadece esas ‘Reich vatandaşları', Alman ‘Halk Toplumu'nun bir parçası olarak kabul ediliyordu. Yahudiler ırkları yüzünden bu toplumun dışında bırakıldılar.

2. "Alman Soyunu ve Şerefini Koruma Yasası" Ari ırktan olanlarla Ari olmayanlar arasında evlilik ve cinsel ilişkileri yasaklıyordu. Bu ‘soy arıtma' yasası Alman kanını daha düşük ırklarla karışmaktan kurtarmak için çıkarılmıştı.  

Kasım 1935'te bu yasalara, ‘Yahudi' kavramını kesinlikle tanımlayan bir yönetmelik eklendi. Nazi rejimi aynı zamanda, Yahudilerin, aralarında oy verme hakkı da olan medeni haklarını feshetti.

Nuremberg Yasalarının en önemli sonucu Yahudi ve Ari arasındaki farkın belirlenmesi oldu. Bu tanımlama daha sonra Nazilerin Yahudileri sürgüne yollamaları ve öldürmeleri sırasında kilit nokta olacaktı.

Tanımlamanın en ilginç tarafı ‘soy'a dayanmasıydı. Büyükanne ve büyükbabalarının en azından üçü Yahudi olan bir kişi Yahudi sayılıyordu. Bu şekilde daha ileride Alman Yahudileri Hıristiyanlığa geçerek sürgünden kaçamayacaklardı.

 

Çizelge: Yasalar ve kararnamelerden seçmeler, 1933-1938

 

7 ve 11 Nisan 1933: Devlet Memurları Yasası'na göre sadece Ariler devlet memuru olabilir. Yasa, olmayanları biyolojik ilkelere göre belirler. Bu yasanın yürürlüğe girmesini takiben 30.000 kadar devlet memurunun işlerine son verilir.

7 Nisan: Yahudi avukatların lisansına son verilmesi mümkün olur.

10 Mayıs: Büyük şehirlerde Ari olmayan kitapların kamuya açık ortamda yakılmaları.

Temmuz 1933: Yeni bir yasaya göre ırka dayalı kıstaslara dayanarak mecburi kısırlaştırma mümkün olur. Yaklaşık 200.000 kişi zorla kısırlaştırılır.

1935: Yahudilerin Alman (Ari)'lerle aynı yerde yıkanmaları ve yüzmeleri yasaklanır.

15 Eylül 1935: Nuremberg Yasaları - Yahudiler biyolojik ve ırka dayanan ilkelere göre tanımlanırlar. Yahudiler ve Çingeneler tüm medeni haklara sahip olmayan ikinci sınıf vatandaş durumuna düşerler.

Kasım 1938: Yahudilerin sinemalara, tiyatrolara ve sanat sergilerine girmeleri yasaklanır. Yahudi çocuklar Alman okullarına devam edemez.

Aralık 1938: bütün Yahudiler sürücü ehliyetlerini kaybederler. Yahudilerin araç kullanması yasaklanır.

 

Almanlar neden Nazi Partisini ve Yahudilere zulmetmelerini destekledi?

T

arihçi Saul Friedländere göre, Alman milletinin çoğu Nazilerin Almanya'yı yıllarca içinde yaşadıkları politik kargaşadan kurtaracağına inanıyordu. Bu inanç Nazi rejiminin ilk yıllarındaki problemleri (örneğin kötü ekonomi) aşarak devam etti. Uluslararası alandaki birkaç başarı - örneğin 1935'te İngiltere ile yapılan deniz kuvvetleri anlaşması - bu inancı pekiştirdi.     

 

 


A

lmanların Nazi rejimine olan güveni, Nazilerin Yahudilere karşı aldığı önlemlerin geniş çapta kabullenilmesini kolaylaştırdı. Yahudilere sempati göstermek Hitler'in ve yönetiminin politikasından kuşku duymak anlamına geliyordu.

 

Aynı durum yönetimin Volksgemeinschaft (Halk Toplumu) efsanesi için de geçerliydi. Almanların ulusal beraberliği böylelikle Yahudileri kesin olarak dışladı. Alman halkının bir parçası olmak bu dışlamayı kabullenmek demekti: Yahudiler Almanya'nın ve Alman halkının bir parçası değildiler.