Ölüm Makinesi

English » Holokost Tarihi » Ölüm Endüstrisi » Ölüm Makinesi


 


Polonya'daki Gettolar

 

Ülkenin 1 Eylül 1939 tarihinde Naziler tarafından işgal edilmesinin ardından Almanların yönetimi altına giren Polonya Yahudilerin çoğunluğu 1940 yılında gettolara toplandı. Bu gettoların en büyüğü yarım milyona ulaşan nüfusu ile Varşova Gettosu idi. Yahudiler için gettolardaki koşullar çoğu zaman korkunçtu: açlık, hastalık ve zorla çalıştırma birçok can aldı. 1942 yazından itibaren imha kamplarına sürekli nakiller yüzünden gettolar boşalmaya başladı. 1942-1943 yılları arasında yaklaşık 2 milyon Polonya Yahudisi gaz verilerek katledildi.

Başlangıçta, Naziler gettoları geçici bir tedbir olarak görüyorlardı. Hiçbir zaman uzun vadede var olmaları hedeflenmemişti. Yerel Alman işgal makamlarının tek amacı bu şekilde "zamanı geldiğinde" Yahudilerin rahatlıkla nakledilmesini sağlamaktı. Bu politika ile, ayrıca Yahudilerin Polonyalı nüfusun geriye kalanından tecrit edilmesi ve işlerini, evlerini, v.s. geride bırakmaya zorlanmaları da hedefleniyordu. Almanya'da olduğu gibi, Yahudiler kamu yaşamından silineceklerdi.


Oluşturulan gettoların çok yüksek sayılara ulaşması ile, 1941'in sonuna gelindiğinde, Polonya Yahudilerinin hemen hepsi farklı türde gettolardan birinde yaşar hale gelmiş, bunların 500.000'i tek başına Varşova gettosuna hapsedilmişti.

22 Haziran 1941'de başlayan Sovyetler Birliği'ne yönelik saldırının arefesinde, Nazi rejiminin Yahudi politikası da son derece radikal bir boyuta ulaştı. Nazi devlet ve güvenlik kurumlarımının farklı kademelerinde, ekonomik ve ideolojik bir yük olarak görülen çalışamayacak durumda olan tüm Doğu Avrupa Yahudilerinin öldürülmesine dair somut planlar su üstüne çıktı.

 

Aynı zamanda, Alman Yahudilerinin doğuya nakline de başlandı. Polonya'daki aşırı kalabalık gettolarda yer açılması için, en zayıf Yahudilerin (çalışamayacak durumda olanların) öldürülmesi "gerekli" görülmüştü.

 

Nazilerin sistematik kitle katliamlarına başlamalarının bir diğer önemli nedeni ise gettolardaki sürdürülemez durumdu. Gettolara gıda tedariki ve sık sık baş gösteren salgınlar sürekli olarak sorunlara yol açıyordu.

Naziler bir yandan da çok sayıda insanı hızlı ve etkin şekilde öldürmek için bir yöntem geliştirmeye çalışıyorlardı. 1941 yılında da böyle bir yöntem keşfedildi: gaz ile zehirleme. Gazın kullanıldığı ilk kitle katliamları 1941 Aralık'ında kurulan ve Lodz gettosundaki çalışamayacak durumdaki Yahudilerin gönderildiği Chelmno imha kampında gerçekleştirildi.

 

1942 yılının başında, Polonya'daki gettoların boşaltılmasına başlandı ve Yahudiler gaz verilerek öldürüldükleri imha kamplarına gönderildiler. 1942-1943 yıllarında, tek amacı Polonya Yahudilerini ortadan kaldırmak olan Polonya'daki üç imha kampında 2 milyona yakın Yahudi gaz verilerek öldürüldü. Polonya Yahudilerini ortadan kaldırma operasyonuna, 1942 Haziran'ında bir suikastte öldürülen Güvenlik Polisi şefi Reinhard Heydrich'in ardından, "Operasyon Reinhard" adı verildi.

Varşova'dan nakledilen ilk Yahudi grubu gettoyu 22 Temmuz 1942 tarihinde terk etti. Resmi hikaye, Yahudilerin "getto dışında çalıştırılmak üzere nakledildiği" şeklindeydi, ancak gerçekte, bu 5.000 insan Treblinka'da kendilerini bekleyen sona doğru gidiyordu. Sonraki iki ay boyunca, Varşova'daki 350.000'e yakın Yahudi aynı şekilde öldürüldü.

Operasyon Reinhard ile, Genel Yönetim sınırları içinde halen hayatta olan Yahudilerin sayısı 1942 sonuna kadar 300.000 indirilmişti. Geriye kalanlar açlık, hastalık, zorla çalıştırma yüzünden hayatını yitirmiş ya da imha kamplarında gaz ile zehirlenerek öldürülmüştü.

 

 

 

İlk büyük getto olan Lodz'daki getto aynı zamanda en son boşaltılan oldu. 1944 yazında, sayıları yaklaşık 80.000 olan geriye kalan son getto sakinleri de Auschwitz'e nakledildi.

 

 

Ayaklanmalar

 

Gettolarda, Yahudilerin silahlı direnişinin çok az örneğine rastlanmıştır. Bunun açıklamalarından biri ise, çok az insanın Nazilerin tüm Yahudileri öldürmeyi kafalarına koyduklarına inanması olabilir. Bir diğer açıklama ise, bu noktada Yahudilerin neredeyse 2.000 yıldır devlet yetkililerinin emirlerine riayet etme geleneğine sahip olmalarıdır. Son olarak, bir diğer önemli nokta da misilleme korkusudur: Almanlara karşı silahlı direniş yürütmek kişinin sadece kendisini değil, ailesini, dostlarını ve tüm cemaati de tehlike altına sokması anlamına geliyordu.

 

Bu pasif kalma kuralının neredeyse tek istisnası 1943 baharında Varşova gettosundaki büyük ayaklanma olmuştur. O sırada, getto sakinlerinden 300.000 kişi sistematik şekilde Treblinka'da öldürülmüş, gettoda sadece 70.000 kişi kalmıştı. Ekim 1942'den itibaren silahlı direniş grupları oluşturuldu. Ocak 1943'te, Almanlara karşı ilk silahlı direniş eylemlerini gerçekleştirdiler.

Ayaklanmanın patlak vermesine Nazi yetkililerinin 6.500 kişinin daha gettodan nakledilmesini emretmeleri yol açmıştı. Getto savaşçılarının bu hareketine tepki olarak, Heinrich Himmler gettonun tümüyle boşaltılması emrini verdi. Bunun ardından Yahudiler Almanlara yönelik sistematik saldırılar düzenlemeye başladılar ve Yahudi ayaklanması ancak Yahudi direniş grupları ile Waffen-SS birlikleri arasında bir aydan uzun süren çatışmaların ardından bastırılabildi.

 

Sovyet Yahudilerinin öldürülmesi

Almanya'nın 22 Haziran 1941'de Sovyetler Birliği'ne karşı başlattığı saldırı, ya da bilinen adıyla " Barbarossa Harekatı," yeni bir tür savaşın başlaması anlamına geliyordu. Bu, amacı eldeki tüm imkanlarla Sovyetler Birliği'nin direncini kırmak olan, kuralsız bir "topyekun savaş"tı. "Kitabına uygun" savaşın tüm geleneksel normları tümüyle yüzeysel olduğu gerekçesi ile bu şekilde bir kenara bırakıldı. İstilanın başlamasından sadece birkaç gün sonra, Einsatzgruppen adı verilen özel SS birlikleri Yahudi erkekleri öldürmeye başladılar. Ağustos ve Eylül 1941'de kitle katliamı Yahudi kadın ve çocuklarını da içine alacak şekilde genişletildi.

Bu noktadan itibaren, Alman hakimiyeti altındaki tüm Yahudileri imha etmeye yönelik sistematik bir çaba içine girildi. Bu, sıklıkla partizanlara, çetelere ya da benzeri oluşumlara karşı mücadele kisvesi altında gerçekleştiriliyordu. Güvenilir verilerin yetersizliği yüzünden rakamlar kesinlikten çok uzak olmakla birlikte, Nazilerin yürüttüğü kitle katliamları sonucunda 1 ila 2 milyon Sovyet Yahudisinin hayatını kaybettiği tahmin edilmektedir.

Almanların örneğin Fransa'ya karşı yürüttüğü Yıldırım Savaşı'nda (Blitzkrieg) edindiği deneyimler, Kızıl Ordu'nun birkaç hafta içinde zırhlı Alman birlikleri tarafından ezilip geçileceği izlenimini doğuruyordu. Sonuç olarak, sivil nüfus konusunda neler yapılacağı sorusunu da içeren, yeni fethedilen toprakların devralınmasına yönelik hazırlık planları erken bir safhada geliştirilmişti.

 

 

İmha timlerinin (Einsatzgruppen) oluşturulması

 

Heinrich Himmler, çok sayıda SS koluna Sovyetler Birliği'nde yaklaşmakta olan kitle katliamlarına katılma emrini verdi. Bu kuruluşların en önemlisi başında Reinhard Heydrich'in bulunduğu Güvenlik Polisi idi. Heydrich, Einsatzgruppen adı verilen ve SS'in farklı kollarından toplanan personelden oluşan dört özel birim oluşturulmasını emretti. 1941 baharında oluşturulan bu özel birimlerin her birine özel bir faaliyet alanı verildi.The number of Soviet Holocaust victims

 

 

 

 

 

 

 

 

Sovyet Holokost Kurbanlarının Sayısı

Çoğu zaman kaynak malzemelerin son derece tutarsız ve güvenilmez olmasından ötürü, Sovyetler Birliği'ndeki Nazi zulmüne kurban giden Yahudilerin kesin sayısını vermek de zordur. Elbette, yapılabilecek en basit şey bölgede savaştan önce ve sonra ne kadar Yahudi yaşadığını belirlemek olacaktır. İki sayı arasındaki fark -dışa göç gözardı edilerek- kurbanların toplam sayısına eşit olacaktır. Ne yazık ki, böyle bir işe kalkışmak imkansızdır. Zira, ne savaş öncesi ne de savaş sonrasında Sovyetler Birliği'ndeki Yahudi nüfusun büyüklüğü bilinmemektedir.

Söz konusu bölgelerden ikisindeki Yahudi kurbanların sayısına dair nispeten kesin tahminler vermek mümkündür:

• Sovyetler Birliği'nin Romanya işgali altındaki bölümleri (Bessarabia, Bukowina ve Transnistria bölgeleri): toplam olarak yaklaşık 240 ila 245.000 Yahudi hayatını yitirdi.
• Baltık Devletleri (Estonya, Letonya ve Litvanya): toplam olarak yaklaşık 210.000 Yahudi hayatını kaybetti.

En büyük katliamlar açık ara farkla Rusya, Belarus ve Ukrayna'da gerçekleşirilirken, Alman işgali altındaki Sovyetler Birliği topraklarının tümünde 2 milyona yakın Yahudinin öldürüldüğü tahmin edilmektedir.

{pagination2}}