40 Soru, 40 Cevap

English » 40 Soru, 40 Cevap » 40 Soru, 40 Cevap


 

 

23

Yahudiler ve Müslümanlar hep birbirlerine düşman mıydılar?

Hayır. İslam ve Yahudilik birbirine çok benzer dinlerdir. İkisi de tek Tanrı'ya inanır. İkisinde de dinsel kanunlar, yenilmemesi gereken yiyecekler ve bireyler arası ilişkileri denetleyici ayrıntılı kurallar vardır. İkisi de dinlerinin yazıldığı dilde öğrenilmesini emreder. Müslümanlar, Yahudileri ve Hıristiyanları "Kitabın İnsanları" olarak tanımlar.

Müslüman ülkelerinde yaşayan Yahudiler her zaman toplumdaki putperestlerden daha fazla korundular. Yahudiler ve Hıristiyanlar yüzyıllarca belirli bir ek vergi karşılığında "zimmî" - ikinci sınıf vatandaş - konumunda yaşadılar. On dört yüzyıl boyunca Yahudi azınlıklar birçok farklı rejim altında İslam Dünya'sında barış içinde yaşadılar. Bu süreçte bazı ülkelerde barış ortamları da sıkıntılı dönemler de geçirdiler. Örneğin Osmanlı Sultanlarının boyunduruğunda dini ortam oldukça hoşgörülü idi. Tam tersine, İran'da 1501-1722 yılları arasında Safavi Hanedanı süresince dini azınlıklar - Yahudiler, Zerdüştler ve Ermeniler'e- düzenli bir şekilde zarar verildi, işkence edildiler ve din değiştirmeye zorlandılar.


 

24

Yahudiler geçmişte İslam altında, Hıristiyan ülkelerde olduklarından daha mı iyi yaşadılar?

 

 

On dört yüzyıllık İslam tarihini yirmi yüzyıllık Hıristiyanlıkla karşılaştırmak kolay olmasa da, genel olarak İslam dünyasında zaman zaman Yahudilere karşı ayrımcılık yapılmış olsa da zulüm olaylar seyrekti. 

Hıristiyan Avrupa'sında, Yahudilerin kendi dini inançlarını reddetmeleri için çok çaba harcandı. Yüzyıllar boyunca Yahudileri kendi dinlerine döndürmek için uğraştılar; İslam ülkelerinde bu çok daha az oldu. Bu süreçte birçok Hıristiyan din adamı ve Kilise'nin ileri gelenleri anti-Semit söylenceler ve klişeler uydurdular. Geçmiş yüzyıllarda Müslüman düşünürler bu konuda daha duyarlı oldular. Eski İslam edebiyatında "Yahudi canavarı" diye bir şey yoktu. Müslüman dünyasına ilk anti-Semit klişeler 19. yüzyılda, Arap topraklarındaki Avrupa sömürgelerinden geldi. Ne gariptir ki, bugün Arap ve Müslüman dünyasında hızla artan anti-Semit mitler hep Hıristiyan ve batı dünyasında yaratılmıştır.



 

25

Tarihte Yahudilerle Müslümanların barış içinde yaşamışlığının örnekleri var mı?

 

Yüzyıllar boyunca dünya Yahudi nüfusunun büyük bir kısmı Müslümanların egemen olduğu topraklarda yaşadı. Hep "zimmî" oldukları halde Yahudilerin serbestlik ve hatta refah zamanları da oldu. Onuncu ve on birinci yüzyılda İspanyada Endülüs'te Yahudi, Hıristiyan ve Müslüman sanatı ve bilimi yan yana gelişti. En güzel Emevi sarayları inşa edildi; hattatlar ve sanatçılar Tevrat parşömenleri, İnciller, Kuranlar yarattılar; dilbilimciler Latince ve Arapça yazıları birbirlerine çevirdiler. Yahudiler Kordova Halifesi Abdal Rahman III (912- 961)'ın divanında yer aldı. Bu süreç fanatik Kuzey Afrikalı Berberler, Almohad'ların Endülüs'ü fethiyle sona erdi. Almohadlar "zimmî"lere kötü davrandılar. Ölüm ya da din değiştirme seçimleri arasında kalan çoğu Yahudi ve Hıristiyan başka ülkelere göç etti. Tanınmış Yahudi filozof Maimonides'inki gibi birçok aile doğudaki hoşgörülü Müslüman ülkelerine kaçtılar; bazıları da kuzeyde gelişmekte olan değişik Hıristiyan krallıklarına yerleştiler. 1492'de İspanya'nın Katolik kralı Yahudilerin sürülmesini emrettiğinde Sultan II. Bayezit bütün vilayetlere "Yahudilerin girişlerini engellememelerini, onları içtenlikle karşılamalarını" duyurdu. Amerikalı tarihçi Bernard Lewis'e göre "Yahudiler Osmanlı topraklarına kabul edilmekle kalmayıp, aksine cesaretlendirildiler, destek ve yardım gördüler, bazı durumlarda da mecbur kaldılar." Yahudiler birçok Osmanlı hükümdarı altında yükseldiler, bilime ve devlete önemli katkıları oldu. Müslüman ülkeler arasında ilk basımevi 1493'te İstanbul'da bir Yahudi tarafından kurulmuştur.


 

26

İslam, Yahudileri nasıl anlatıyor?

 

Yahudilerin ve Hıristiyanların İslam'da özel bir yeri vardır. Müslümanlar Allah'ın, sözünü İbrahim, Musa ve İsa peygamberlerden geçirdiğine inanır. İsa'nın annesi Meryem'in adı İncil'den çok Kuran'da geçer. Kuran'da ayrıca Tevrat'tan ve Yahudi peygamberlerden söz edilir. Yahudiler İbrahim ve Sara'nın neslinden, Müslümanlar da İbrahim ve Hacer (Sara'nın hizmetkârı, ona ilk oğlu İsmail'i doğuran kadın)'ın neslinden gediğini kabul ederler.

İslam inancına göre, İbrahim Mekke'de Kâbe'yi oğlu İsmail ile birlikte inşa etmiştir. Müslümanlar Allah'ın Musa ve İsa'ya öğrettiklerinin yanlış bilindiğine ve Hazret-i Muhammed'den gelen sözün Allah'ın tek, sonsuz ve doğru sözü olduğuna inanır. Kuran'da Tevrat, peygamberler ve İncil'den alıntılar olduğu gibi, ayrıca Hazret-i Muhammed'in Arap yarımadasında Yahudi kavimlerle savaşları geçer. İslam'ı kabul etmeyi reddeden üç Yahudi kavim Muhammed zamanında orada yaşamaktaydı. Peygamberin ordusu iki kavmi 624-625'te Medine'den püskürttü. Birkaç yıl sonra da üçüncü kavmin erkekleri öldürülüp kadınları ve çocukları köle olarak satıldılar. Muhammed'in Medine Yahudileriyle olan çatışmaları Kuran'ın ana konularından değildir, önemi azdır. Buna rağmen Kuran'da Hz. Muhammed'in Yahudilerle olan uğraşı konusu son zamanlarda Müslümanlar arasında Yahudi karşıtı hisleri kabartmak için aşırı uç fikirliler tarafından devamlı gündeme getirilmekte. Bu kişiler Kuran'da ve Hz. Muhammed'in sözlerinde geçen, Yahudilere olumlu kısımları tamamen göz ardı etmekte. Örneğin Sure 2:47 "Ey İsrailoğulları, size ihsan ettiğim nimetimi ve vaktiyle sizi diğer varlıklara üstün yaptığımı hatırlayın." (Elmalılı Meali)

27

İslam Yahudilere karşı mı?

Hayır, çünkü İslam, Yahudileri "Kitabın insanları" olarak tanır. Bu nedenledir ki, biz Müslümanlar olarak İslam dünyasında bunca anti-Semit efsanenin yayılmasından üzüntü duyuyoruz.

İslam dünyasında birçok değişik akımın var olduğu bir gerçek. On dört yüzyıllık tarihte İslam dünyasının, özellikle Hıristiyanlara kıyasla aralarındaki Yahudi azınlığına gösterdiği göreli hoşgörüyü unutmamak gerekir. Osmanlı İmparatorluğundaki ve Endülüs'teki dinsel serbestlik içinde Yahudilere çok nadir eziyet edildi.

Günümüzün İslam dünyasında var olan Yahudi düşmanlığı Avrupa'da icat edildiği halde günümüzde birçok Müslüman ülkede var olan anti-Semit düşüncelerin ve klişelerin gücünü ve kötü niyetliğini göz ardı etmemek, önemsemek gerekir. Yahudileri vatan haini ve komplocu insanlar olarak gösteren, kan iftirası ile suçlayan bu klişelerin çoğunu uzun yıllar öncesine, Hıristiyan Avrupa'dan gelen kökenine kadar izleyebilmek mümkün. Gene de Hıristiyan veya İslami antisemitizmden konuşmak anlamsız. Antisemit olan dinler değil, kendi politik çıkarları için başkalarının dini duygularıyla oynayan uçlardaki insanlardır.

Biz Müslüman aydınlar olarak, Müslümanlara yapılan ayrımcılığı herkesten önce Batıdaki Yahudi aydınların kınadığı gibi, Müslüman ve Arap düşünürleri ve ileri gelenlerinin de İslam adına Yahudi düşmanlığına karşı çıkmalarını bir vicdani sorumluluk olarak görüyoruz.

İslam karşıtı ayrımcılık gibi Yahudi düşmanlığı da mağdur kişiyi değil, faili rezil eder ve alçaltır.

 


 

28

Avrupa tarihinin bir parçası olan Holokost’un Müslümanlarla ne ilgisi olabilir?

Holokost, milyonlarca Yahudi'nin Naziler tarafından katliamı, sadece Avrupa'nın değil, insanlık tarihinin önemli bir bölümüdür. Bu soykırımda milyonlarca insana yapılanlar dinimiz ve düşüncemiz ne olursa olsun, hepimizi ilgilendirir.

Holokost'un acı gizemlerinden biri de görünüşte medeni bir toplumun planlayarak sistematik bir şekilde milyonlarca kişiyi öldürebilmesiydi. Holokost'tan ders alabilmek için Almanya'daki demokrasiyi hiçe sayıp bütün bir nesli kandırarak dünyayı küresel bir çatışmaya sokan ve bütün bir toplumu tehdit edici Holokost'a kadar varan karanlık güçleri bütünüyle anlayabilmek gerekir.